Ne kadar zengin olduğumuzun farkında mıyız acaba? Düşündük mü hiç bize verilen zenginlikleri? Sahip olduğumuz azalarımızı hiç düşündük mü? Yoksa bizim için zenginlik cebimizin şişkin olması mı? Göz, Kulak, Burun, Ayak, Böbrek v.d… ? İzmir’in Burnu’nu düşündük ama kendi burnumuzu düşünemedik. Oysa bir baksak,ne koklatsak hemen adını söylüyor. Dilimize ne değdirsek hemen tadından tanıyor,yanağımız da et dilimiz de yanağımıza sürdük tat almadı dilimize sürdük tat alıyor.Nasıl oluyor bu? Zenginlik çok materyale sahip olmak mı yoksa onları idare edebilmek mi? Yoksa onların itaati altına girmek mi? Ahir zaman ümmeti olarak eşyaya, mala, eve, arabaya, paraya esir olmuşuz.Onlar olmadan yaşamak imkansız hale gelmiş. Biz mülklere hükmedecekken onlar bize hükmetmiş. Evimizin boyası,sıvası canımızı sıkmış. Kapıda ki araba çalınacak korkusuyla uykularımızı kaçırmış,gündüzleri çizilir diye zihinlerimizi meşgul etmiş. Biriktirmekle uğraşmışız parayı ömür boyunca, sonumuzun olduğunu inandığımızı söyleyerek,her nefesin ölüme bir adım yaklaştığına bilerek. Biz zenginliğin özgürlük olduğuna inandık. Biz güçlü olmayı maddi zenginlikle bir tuttuk. Özgürlüğün materyallerden temizlenmiş bir ruh olduğunu anlayamadık. Yanlış anlaşılmasın Müslüman zengin olacak. Ama bu maddi bakımdan zenginlik Müslüman’ın kalbinde değil elinde olacak. İstendiğin de yüreği acımadan elleri titremeden verebilmelidir. Asrı-Saadet döneminde sahabe efendilerimiz ne fedakarlıklar yapmış kaynaklardan okuyalım lütfen. Hep zengin olmaya çalışmışız. Ne için Kabe’ye gideyim peygambere yüz süreyim diye mi? Yoksa Allah için İnfak ta bulunayım diye mi? Ya da Kullar içinde mevki, itibar sahibi olayım diye mi? Yoklayalım biraz nefsimizi... Bu zengin olma uğraşı Kutsal topraklara gitmek için mi bunun için çok şeyden fedakârlık yapmaya gerek yok günümüz de. Günlük bir paket sigara içen adam, Allah için sigaradan vazgeçip o parayı kenara koyduğu takdir de 5 sene içinde Hac’a gidebiliyor. Farzını İfa etmiş oluyor. Ama biz gidemiyoruz diye iç geçiriyoruz. Hadi kendimize karşı dürüst olalım bu işin çok parayla ilişkisi yok biz gitmeyi istemiyoruz. İkincisi Allah için İnfak etmektir. İnfak ne demek, İnfak bir insanın sahip olduğu malını ve imkânlarını Allah yolunda kullanması demektir. Bakın Kuran-ı Kerim ne buyuruyor: “Ey iman edenler! Ne alış-verişin ne de dostluğun ve ne de iltimasın olmadığı günün gelmesinden önce, size verdiğimiz rızıklardan (Allah için) sarf edin. İnkâr edenler ancak zalimlerdir.” (Bakara: 254).Yani herkes az veya çok malından mülkünden bu yolda harcayabilir. Bir düşünelim evler, arabalar alıyoruz milyarlar verip, camiye, mümine yardıma gelince 5 TL atınca içimiz rahatlıyor, cennetin kapıları açılıyor sanki.3.durumu sizlere bırakıyorum. Yanlış anlamayın beni; inancımızı teslimiyetimizi buradan ölçelim. Son olarak; Gavsu’l-azam Abdülkadir Geylanî kuddise sirruh, hakiki zenginliği ne güzel tarif ediyor. Diyor ki: Zenginlik, Aziz ve Celil olan Allah’ın sevgisine bağlanmak ve bu sevgi ile bütünleşmektir. Fakirlik ise, Allahü Teâlâ’dan uzaklaşmak ve kendini ondan gayrı varlıklarla zengin saymaktır.
Zengin; Allahü Teâlâ’ya yakın olmak suretiyle kalbi zafer kazanandır. Fakir ise; Allahü Teâlâ ile kalbî yakınlık sağlayamayan ve bu zaferden mahrum kalandır.
Selametle…….
Bu Haber 330 Defa Okunmuştur
|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için