29
Ağu

Dikmetaş Şehitleri
(2 oy, ortalama 1.50 de 5)

sehitlikteGİRESUN-GÖRELE MAKSUTLU DİKMETAŞ MEVKİİNDE RUS ERMENİ KATLİAMI ve ŞEHİTLERİMİZ; 


Türkler tarihi bizzat oluşturmuşlar ama tarih yazmakta geç kalmışlardır. Tarih bulduğu malzemeleri yorumlar. Bunlar; yazışmalar, anlaşma metinleri, meclis kararları, genel kurul tutanakları, özel mektuplar, hatırat, seyahat belgeleri... vs. olabilir. Bu malzemelerin dışında bir belge daha kullanılabilir ki bu da mezarlıklardır. Hatta toplu mezarlıklar.
Biz, çocukluğumuzda dinlediğimiz ve daha sonra bizzat gidip, gördüğümüz bir toplu mezarlığın gün yüzüne çıkartılması hedefledik. Bu mezarlıkta benim de dedelerim yatmaktadır.
1915 yılında Doğu Karadeniz bölgesinin birçok ilinde Rus-Ermeni ve Rumların yaptığı katliamları tespit etmek mümkündür. Fakat ne yazık ki bu toplu mezarlar, şehitlikler günümüzde kaybolmaya yüz tutmuştur. Amacımız, Türk insanına geçmişte olanları unutturmamak ve gelecekte olacaklara hazırlıklı olmalarını sağlamaktır. 
Şimdi 1915 yılından sonra olanları anlatalım...
Ruslar değişik tarihlerde Osmanlı Devleti’ne karşı savaş ilân ederler ve her defasında kazançlı anlaşmalar yapmışlardır. Önce Kırım’ı sonra da tüm Kafkasya’yı elde ederek, burada yaşayan Türk ve Müslümanlara soykırım uygulayarak, sürekli tehcir gerçekleştirerek Türk sayısını azaltarak yerlerine de Hırıstiyan topluluklar getirmek suretiyle geniş topraklarda egemenliklerini arttırmışlardır. Kırım ve Kafkaslardan, Osmanlı Devletine iki milyon (2.000.000) Türk gelmiş, Ruslar da bir o kadar kişiyi Türklerin boşalttığı bu topraklara yerleştirmiştir. Güney Kafkasya’ya ise Osmanlı savaşları sırasında kendisine yardım eden Ermenileri yerleştirmiştir. Kafkaslarda hiçbir yerde çoğunluk olmayan Ermeniler azınlık olmalarına rağmen, daha sonradan günümüzde mevcut olan Ermenistan’daki Türkler tehcir edilip, soykırıma uğratılarak boşaltılan bu topraklarda Ruslar tarafından Ermenilerin yapay bir devlet kurmaları sağlanmıştır.
1820’li yıllarda Ermenistan’ın bugün başkenti olan Erivan’da halkın %80’i Türk’tü. Ne yazık ki buralarda Türklere karşı yapılan soykırım hemen unutuldu. Ermenilerce de üstü örtüldü. Karabağ olaylarının üstünün örtülmesi gibi.
Dünya savaşı çıkınca; Ruslar her zaman ki yandaşları olan Ermenileri de kullanarak Doğu Karadeniz bölgesinde Harşit Nehrine kadar işgal ettiler. Buraya kadar gelmelerinin ve durmalarının sebebi ise karşı kıyıda Türk milisler hep birden Rus ve Ermenilere ateş açmışlar ve karşıda Türk askeri birlikleri var zannederek nehri geçememişlerdir.
Ermeni ve Ruslardan mal varlıklarını –inek ve koyunları- karşı kıyıya geçirmek isteyen Türklere engel olunmuş ve ellerinden malları alınarak, bu yörenin insanı açlığa, yokluğa ve ölüme mahkum edilmiştir. 
Ermeni ve Ruslar daha önceleri Rumların da yaptıkları gibi katliamlara girişmişlerdir. Kaçmayıp, geride kalanları Görele ilçesinde toplamışlar ve üst komutanlarından topluca öldürülmeleri için izin istemişlerdir. Bu izin gelmeyince Eynesil yakınlarına kadar götürülen kadın, çocuk ve yaşlılar burada aç ve susuz ölüme terk edilmişlerdir. Bu insanlar çevrede az sayıda kalan diğer insanlardan dilenerek hayatta kalmaya çalışmışlardır. Geride bıraktıkları insanları da merak eden bu insanlar, gizlice bulundukları yerden kaçarak, kendi köylerine dönmüşlerdir. Dönüş yolunda gördükleri manzara ise korkunçtur. Çünkü ilk toplama anında kaçan ve tekrar evine dönen insanları Ermeniler işkence ile öldürmüşlerdir. Mesela Maksutlu köyünden Alu Mustafa’nın annesi Ermenilere bağırmış ve hakaret etmiş bunun üzerine bu yaşlı kadının canlı canlı dilini kesmişlerdir. Daha sonra da süngüleyerek öldürmüşlerdir. Yine Kılıç Karısı isimli başka bir kadın karşı geldiği için önce parmak araları kesilmiş, sonra gözü oyulmuş ve bu işkenceden sonra sürgülenerek öldürülmüştür. Bu katliamlara devam edilmiştir. Cesetler meydanlarda bırakılarak, herkesin görüp, kaçması istenmiştir.
Rus ve Ermeni çeteciler, halka zulme devam etmişler, ırza geçmişler ve katliamlarını sürdürmüşlerdir. 
Ermeniler yine rahat durmayarak yeni planlar peşinde koşmuşlardır. Bu kez akıllarına çok ilginç bir plan gelmiştir; Sağlık, Maksutlu ve Karadere köylerinde yaşayan gelecekte asker olma ihtimali olan 15 yaşın üzerindeki erkekler “yol yaptıracağız, sizi çok iyi besleyeceğiz ve çalışmalarınızın sonunda para da vereceğiz” denilerek önce masumane ve karşı gelenler varsa zorla toplanmaya başlanmıştır. Bunlar İbrahim Düzü denilen yerin doğu yamaçlarına getirilerek bir arada bulunmaları sağlanır.
Burada yaklaşık 30 kadar erkek toplanmıştır. Toplanan bu erkekler ne yapacaklarını merak ederken Ermeni ve Rus askerleri bu kişilerin ellerini arkadan bağlamaya başlarlar işte o an öldürüleceklerini anlayan bu gençlerden Tongu Mehmet, medrese eğitimi de almış olduğundan durumu anlayarak çevresindekilere “öldürüleceklerini ve Kelime-i Şahadet getirmelerini” söyler.
Ellerinin bağlanma işlemi devam ederken, Rus ordusunda görev yapan Kazak askerler, “buradakilere eğer ateş emri verilirse; havaya ateş edeceklerini ve karşılarına kim denk gelirse, ölmüş gibi yapmalarını söyler”. Bu arada birisinin cebine de çakı koyarlar.
Dikmetaş mevkiinde elleri bağlı bu gençler, Kelime-i Şahadet getirerek ölümü beklerler. Biraz sonra da kurşuna dizilirler...
Ermenilerin denk geldiği gençler şehit olur. Kazak askerlerinin denk geldikleri ise önce ölü numarası yaparak yere yatarlar, Ermeni ve Ruslar uzaklaşınca fısıldaşarak sağ kalanların kimler olduğunu araştırılar. Kendilerine verilen çakı ile bileklerindeki ipleri keserek, sağ olanların hepsinin elleri kurtulunca, hep birlikte tepeden aşağı koşarak kaçarlar. Geride yaklaşık 20 kadar genci şehit vermişlerdir. Kaçanlar yöreyi de iyi bildikleri için saklanırlar ve Savaşın bitiminden sonra sağ kalanlar bu kanlı olayı çevresindekilere anlatıp, günümüze kadar gelmesini sağlarlar.
Buradan kurtulanlar:
Toşa’nın Mehmet, Cülü’nün Ali, Tötük Ömer, Midik Mahmut, Könecu Kara Ali, (Karadereköyünden Hamdi Kulak'ın (Allerin Hamdi) anlatmasına göre Zımbılinin Ahmet'de kurtulanlar arasında idi.) ... gibi o yörenin çocuklarıdır.Karadereköyünden Bölüğün Hanife 97 (Hanife Kulak) da verdiği bilgilerde köyümüzden  Bekirin Mehmet'inde kurtulanlardan olduğunu söylemiştir.
Şehit olanlar da:
Tongu Mehmet (18 yaşında), Tongu Yusuf (15 yaşında), Ayız’ın Raşit, Melikler’in Mustafa, Kahvecu Bilal, Kahvecu Şaban, Çöpuğun Mustafa, Temuru Mustafa, Sayııdın İbrahim, Mamuğun Yusuf... gibi isimlerini tespit ettiğimiz yaklaşık 20 kişidirler. Karadereköyünden Bölüğün Hanife -97 (Hanife Kulak)da verdiği bilgilerde köyümüzden Mollanın Ahmet, Bekirin Ahmet, Çoluğun Mehmet, babası Bölük Hüseyin'in de şehitlerin arasında olduğunu söylemiştir.
Şehitlerin üzerleri bir müddet sonra toprakla örtülmüş ve etrafları taşlarla çevrilip, şehitlik korunmak istenmiştir.
Ruslar ve Ermeniler çevreden gidince toplu mezarlık kazılmış, Ayızın Raşit ve Meliklerin Mustafa’nın cesetleri kıyafetlerinden tanınarak, aile mezarlığına gömülmüşlerdir . Diğer şehitler için o dönemde köyün en yaşlılarından olan Tongu Elfide Nine “Bırakın Şehitler orada kalsın” diyor. Bunun üzerine diğer şehitler yerlerinde bırakılıyor.
Bugün Giresun ili Görele ilçesi Maksutlu Köyü hudutları içinde İbrahim Düzgü’nün doğu yamaçlarında Dikmetaş mevkiinde bir şehitliğin olduğu bilinmektedir. Fakat ne yazık ki bu şehitlik ilk gün nasıl bırakılmışsa günümüzde de aynen durmaktadır.
Soykırım iddialarının yoğunlaştığı günümüzde kimlerin soykırımcı olduğunun en bariz delili Dikmetaş Şehitliği’dir. Ancak şehitliğimizin bugünkü görüntüsü Türk insanına hiç yakışmamaktadır.
Giresun Valiliği, Giresun ve Görele belediye başkanlıkları ile Kültür Bakanlıklarının ve en önemlisi Genel Kurmay Başkanlığı’nın bu şehitliğe sahip çıkmasını beklemekteyiz. Şehitliğin yapılıp, ziyarete açılması için öncelikle yol yapımının gerçekleştirilmesi zorunludur.Karadeniz Teknik Üniversitesi yapım-onarım projelerine destek vererek, gerçekleştirilecek çalışmalar, tarihe kalıcı bir belge bırakmış olacaktır. Gelecek nesiller, tarihi değerlendirmede daha tarafsız olacak ve tarihi gerçekler gün yüzüne çıkmış olacaktır.

KAYNAKÇA ;

 

DELİORMAN, Altan, Türklere Karşı Ermeni Komitecileri, Boğaziçi yayınları, II. baskı, İstanbul 1975

DEMİROĞLU, Faiz, Van’da Ermeni Mezalimi (1895-1920), Türk Kültürü Araştırma Enstitü yayınları, Ankara 1985 

EROĞLU, Veysel Ermeni Mezalimi, Sebil yayınevi, 3. Baskı, İstanbul 1978 s. 155-159 

KODOMAN, Bayram, Türkler Ermeniler ve Avrupa, Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Yayınları, Ankara 1994, s.10

KURAN, Ercüment Türkiye’nin Batılılaşması ve Milli Meseleler, TDV Yayınları, Ankara 1994, s. 227-229

Mc CARTHY, Justin, “Ermeni Terörizmi: Zehir ve Panzehir olarak Tarih” Türk Yurdu, cilt 20. Sayı 159, s. 9-13

Görgü şahidi ve halen hayatta olan Alu Hanife Tonka’nın anlatımları (Özel arşivimizde video bant olarak mevcuttur).

NOT :Karadereköyünden Bölüğün Hanife(97) (Hanife Kulak) ile yapılan söyleşide de ulaşılan bilgiler yazıya tarafımızdan eklenmiştir.

Söyleşi video bant olarak arşivimizde mevcuttur.(Avni Kulak-2010)


Bu yazı www.trabzonturkocagi.com alınmıştır.

 

 



Bu Haber 838 Defa Okunmuştur
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile